GERÇEK BİR MASAL: FARELİ KÖYÜN KAVALCISI

Fareli Köyün Kavalcısı masalını hepimiz çocukluk günlerimizden anımsarız sanırım. Yine de duymamış olanlar için sizlere kısaca özetleyeyim.

 

FARELİ KÖYÜN KAVALCISI MASALININ GERÇEK ÖYKÜSÜNÜ BİLİYOR MUYDUNUZ?

FARELİ KÖYÜN KAVALCISI

Fareli Köyün Kavalcısı masalını hepimiz çocukluk günlerimizden anımsarız sanırım. Yine de duymamış olanlar için sizlere kısaca özetleyeyim.

Almanya’nın Hameln kasabasında yaşanan bu olayda, kasabanın pis olması sebebiyle fareler basmaya başlar ve halk artık orada yaşayamayacak hale gelir. Çünkü fareler çok fazladır ve evlerde, sokaklarda, düşünebileceğiniz her yerde yaşayıp çoğalmaktadır.

Kasaba halkının gıdası da artık fareler tarafından tüketilmekte ve hastalıklar çoğalmaktadır. Buna dayanamayan halk belediye başkanına şikayetlerde bulunur. Fakat pek de çözüm olmaz, bir gün belediyede toplantı yapılırken değişik giyimli elinde kaval olan bir adam çıkagelir.

Kasabayı bu farelerden kurtarabileceğini söyler ve tabii karşılığında belli bir para ister. Bu teklifi kabul edilince hemen başlar kavalını çalmaya fareler onun peşinden efsunlanmış gibi her şeyi bırakıp gitmeye başlar, teker teker nehre dökülüp boğulurlar.

İşi başaran kavalcı parasını isteyince başkan: ‘’Şu iş için sana o kadar para verecek değilim.’’ deyip reddince kavalcı sinirlenir ve halkın çocuklarını da büyülü kavalının meziyetiyle peşine takar. Halkın tepkisi ve kendi çocuğunun da orda olması üzerine başkan parayı verir ve kavalcı çocukları tekrar kasabaya getirir.

Bu hikayemizin mistik anlatılışıydı pek tabii. Şimdi ise hikayenin aslı üzerine üretilen rivayetlere bir bakalım.

Rivayet odur ki, 26 Haziran 1284 yılında değişik giyimli elinde kavalı olan bir adam müziğin büyüsüyle 130 çocuğu arkasında topladı. Çocuklar şehrin dışındaki bir tepeye çıkıp orada kayboldular yalnız bir sağır bir de kör bir çocuk çıplak halde geri döndü ve söylenene göre bu olayları anlatan da bu çocuklardı.

Fareli köyün kavalcısı

Birçok tarihçinin Almanya’nın farklı kasabalarında yazdığı kroniklerde 130 çocuğu bir büyücünün alıp götürdüğü yazar. Fakat Zimmer’in kroniğinde ilk defa farelerden bahsedilir.

Söylenenlerden birinde çocukların kasabanın biraz ilerisinde dans ederek yürüdükleri ve buna engel olamadıkları söylenir. Bazı çocuklar kurtarılsa da bazılarının titremesi geçmemiş ve evlerinde ölmüşlerdir.

Başka bir görüşte de fare salgınından dolayı kıtlık yaşayan halkın çocuklarını köle olarak sattığı veya kurban ettikleri söylenir.

O dönemde var olan veba salgınından dolayı çocukların ölmüş olabileceği ya da Haçlı Seferlerine katılmak için çocukların kandırılmış olabileceği düşülmektedir.

Çocukların göç ettirildiği, yeni koloniler için götürüldüğü gibi pek çok teori ortaya atılsa da yadsınamaz bir gerçek var ki bu 130 çocuğun gerçekten ortadan kaybolmuş olmasıdır.

Çocuklar için farklı ele alınıp süslü kelimelerle ve daha sevimli bir sonla bitirilmiş olunsa da hikayenin karanlık bir yüzünün olduğu düşünülmektedir.

 

EDA ÜÇKARIŞOĞLU

 

Diğer inceleme yazılarımızı okumak için tıklayınız.

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
29
Tags:
5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
2 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Deniz
Deniz
1 yıl önce

Çok anlamlı bir yazı. Çocukluğumuzda okuduğumuz en sevdiğim kitaplar arasındaydı 🙏🏻🙏🏻

trackback

[…] Yazının devamını okumak için tıklayınız. […]