ORTAÇAĞ AVRUPASI’NDA SERFLER

ORTAÇAĞ AVRUPASI’NDA SERFLER

Serfler…Kölelik

Merhaba sevgili Gossive okuyucuları, Ortaçağın bir çok bilinmeyen yüzü var hiç şüphesiz. Bugün ise insanlık ayrımı konusunun en çok göze çarptığı konu olan serf, yani kölelik sistemini sizler için derledik.

PEKİ, KİMDİ BU SERFLER?

Feodal yönetim tarzı içerisinde en sıkıntılı şartlara sahip olan ve Ortaçağ Avrupası’nda en alt sınıfı meydana getiren köylülerdi. Köylüler ise ikiye ayrılmaktaydı. İlki eski ve özgür kişilerden meydana gelen serbest köylülerdi, ikincisi ise yazımıza konu olan, Roma devrinden kaldığı varsayılan esirlerden ve onların çocuklarından oluşan serflerdi.

Serfler, soyluların topraklarında uygulanan üretim örgütlenmesinin bir parçası konumunda bulunmaktaydı. Bu örgütlenmeye ise “Manor” denilmekteydi. Manor içerisinde; efendinin toprağı (demesne) ve çiftçiler yer almaktaydı. Feodal çağdaki toplum esas itibarıyla bir tarım toplumuydu ve tarımda köle emeğinin yerini serf emeği almıştı. Serf, köle ile özgür insanın tam ortasında bulunmaktaydı.

GÜNDELİK HAYATTAKİ ROLÜ VE SORUMLULUKLARI NELERDİ?

Serfler, vakitlerinin çoğunu senyöre ait olan topraklarda çalışarak geçirmekteydi. Bunun karşılığında ise sadece hayatlarını devam ettirebilecek derecede ürün alabildikleri küçük bir toprak parçasına sahiptiler. Bu toprakta ise kiracı olarak hayatlarına devam ediyorlardı. Bunun yanı sıra geçimlik topraklarından kazandıklarının da bir bölümünü ayni ya da nakdi olarak senyöre vermekle mükelleftiler.

Serflerin, senyörlerinin topraklarında çalışmalarının yanı sıra yerine getirmek zorunda olduğu birçok farklı görevi de olmuştur. Bunlar; kışlık ot, şarap gibi ihtiyaç maddelerinin senyörün malikânesine taşımak, her yıl belirli uzunluktaki hasarlı çitleri onarmak, kadınların belli miktarda bez dokuması, senyöre belli sayıda tavuk ve yumurta verilmesi gibi yöreden yöreye değişen yükümlülüklerdi.

SERF OLARAK EVLENMEK VE MİRAS PAYLAŞIMI

Manor içinde yaşayan serfler belli bir ödeme yapmadan evlenemedikleri gibi, senyör ya da lordunun izni olmadan bağlı olduğu manor dışından biriyle de evlenemezdi. Başlangıçta bu ücret, serfin kızının manor dışından biriyle evlenmek istemesi durumunda alınan bir tür ceza niteliğindeydi. Fakat zamanla birçok yerde manor içi evlilik yapanlardan da belli bir vergi alınmıştır.

Serfin ölümünün ardından mirası ise, yüksek bir ücret karşılığında aileden birine devredilebiliyordu. Eğer bu ücret ödenemez ise tüm varlıkları lorduna geçiyordu. Lord ise bu varlıkları ya kendi inisiyatifinde harcıyor ya da yeni bir serf ailesine devrediyordu. Ayrıca lord, normal vergiler dışında ek vergilerde toplayabiliyordu.

SENYÖR/LORD İÇİN SERFİN DEĞERİ

Senyör ya da lord, tarlasında çalıştırdığı hayvandan serfi ayrı görmezdi. Hayvanının kaybolmasına ya da ölmesine nasıl üzülüyorsa, serflerinden birinin kaybında da aynı şeyi hissediyordu. XI. yüzyıldaki fiyat kataloğuna baktığımızda bu daha net anlaşır biçimdeydi. Bir serfin fiyatı, bir atın fiyatının üçte birine denk düşüyordu. Serf tarlada çalışması gereken sığırdan farksızdı. Buna bağlı olarak serf topraktan ayrı satılamaz aynı zamanda toprağı bırakıp gidemezdi de. Elinde tuttuğu toprağa tenure denirdi (Latince “tutmak” anlamına gelen “tenere” den). Ancak yasaya göre serf toprağı değil, toprak serfi tutardı. Kaçmaya çalışması ya da yakalanması durumunda ağır bir şekilde cezalandırılabilirdi. Bir lord başka bir lordun manorunun serfini yakalarsa iadesi şarttı. Serf toprağın olmazsa olmaz bir parçasıydı.

Serfin yükümlülükleri arasında ondalık vergide yer alıyordu. İngilizce tithe olarak bilinen bu vergi, ürünün onda birinden oluşuyordu( bazen 1/15).  Bu verginin geliri kiliseye aitti. Kilisede dönemin şartlarına kendine uyarlayarak hayatta kalma içgüdüsüyle bu örgütlenmenin bir parçası haline gelmiş durumdaydı.

ÖZGÜR KÖYLÜ

Özgür köylü, serflere göre daha rahat görünmektedir. Köylünün avantajı, serflerin sorumluklarına karşın kendi yükümlülüklerinin daha sabit olmasıydı. Bu büyük bir avantajdı. Çünkü gücünü ve zamanını buna göre ayarlayabilirdi.  Bir sürprizle de karşılaşmamış olurdu. Lord, aklına estiği gibi sırtına yeni görevler yükleyemezdi. Köylüler isterlerse hizmet yerine ödeme yapabilmekteydi. Ancak serfler bu ödemelerin altından kalkamazlardı. Merkezi iktidarın yokluğu malikâneden malikâneye koşulların değişmesini sağlayan önemli bir etkendi. Her lord ya da senyör askeri destek sağlamak koşuluyla kral tarafından verilen toprağın efendisi konumundaydı.

Bu şartlar altında bir hayat sürmek kimilerimiz için düşünülemez. Ama yine de dönemin şartları altında binlerce insan hayatlarını bu koşullarda devam ettirmeye çalışmıştır. Hayatlarını hayatlarımızla kıyasladığımızda ise elimizdeki imkânların ve özgürlüklerimizin kıymeti daha net anlaşır hale gelmektedir.

Sanırım günümüzde, “ben bu devrin insanı değilim” tabirini kullananların, serflerin hayat pencerelerinden içeri bakmaları yeterli olacaktır…

 

Kaynaklar

Cahit Aydemir, Sema Yılmaz Genç, “Ortaçağın Sosyoekonomik Düzeni: Feodalizm”

Leo Huberman, Feodal Toplumdan Yirmi birinci Yüzyıla

Mehmet Ali Ağaoğulları, Levent Köker, İmparatorluktan Tanrı Devletine

Muammer Gül, Ortaçağ Tarihi

Murat Hanar, “Fatih William Ve İngiltere’de Feodal Sistemin Kurulması”

Selim Somçağ, Avrupa Feodalizminin Evrimi

Yaşar Bedirhan, Ortaçağ Tarihi,

 

Diğer tarih yazılarımızı okumak için Tıklayınız.

 

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
146
Tags:

Armağan Çakır

Ortaçağ'a hayran bir adam...

3.5 2 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
3 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Zeyd
Zeyd
1 yıl önce

Mükemmel 👌

burak
burak
1 yıl önce

çok faydalandım teşekkürler