ESKİ TÜRKLERDE SAÇ ÖRGÜLERİ VE ANLAMLARI

  • Home
  • Tarih
  • ESKİ TÜRKLERDE SAÇ ÖRGÜLERİ VE ANLAMLARI

Zor coğrafyanın koşulları Bozkır kültürünü ortaya çıkararak Türk siyasal kültürünün oluşumu ve gelişiminde çok önemli bir yeri vardır. Bozkırın zor şartları, Türklerin sağlam, dinamik ve mücadeleci, iyi birer savaşçı olarak yetişmelerini ve diğer topluluklara karşı üstünlük kurmalarını sağlamıştır. Bozkır kültürü eski Türklerin kültürüne şekil vermiştir.

 

ESKİ TÜRKLERDE SAÇ ÖRGÜLERİ VE ANLAMLARI

 

Bu kültürden biride saç ile ilgili gelenekleridir. Saç, görünüşte insan vücudunun en yüzeysel kısmı gibi görünse
de kültürlerde oldukça derin anlamlar ihtiva etmektedir.

Saç biçimleri, şekil ve uygulamalarının yanı sıra insanların inançları ve davranışları hakkında da mesajlar verir. Eski Türklerde saç geleneği çok uzun yıllara dayanır ve kültürlerinde önemli bir yer tutar.

Saç şekline bakılarak bir insanının ahlakı, cinsel tercihi, politik görünüşü ve dinsel fikirleri hakkında anlam çıkarmaya ve hüküm vermeye çalışılır.

 

Türk toplumunda cinsiyet üzerine düşünceler, saçın ifade ettiği anlamlara yoğun bir biçimde bağlıdır. Kimi zaman uzun ve kısa kesimleriyle; kimi zaman sarı, siyah, kızıl renkleriyle rüzgârda savrulan, kadın saçları renkleriyle, biçimleriyle çeşitli anlamlar ifade eder. Örneğin sarı güneşi ve aydınlığı temsil ederken, kızıl saç ise tutku ve ihtirası siyah saç da aşığını karanlıkta bırakarak acı çektirmek anlamına gelmektedir.

 

Eski Türklerde saç gücün sembolü olarak düşünüldüğü için bir anlamda saç başarı, saçsızlık başarısızlık olarak görülmüştür. Eski mitolojilerden günümüze uzanan bu anlamlar, günümüzde iyice belirginleşmiş durumdadır.

Örneğin, mitolojide hemen hemen bütün iyi kahramanlar uzun saçlıdır. Bu kahramanlar yenilgiye uğrattıkları düşmanlarının, saçlarını keserek cezalandırırlar, saç Türk halk edebiyatında sevgilinin tasviri olarak karşımıza
çıkmaktadır.

Kadın ve erkeğin görünüşünü ifade eden saç kişinin statüsünü belirlerken; ruh halini, hastalığını, sağlığını ve sevinci gösterir. Saç insanın doğumundan, ölümüne göre biçimlenirken güzelliği ve çirkinliği belirler.

Cesareti, gösterişi, isyanı ifade eden saç bazen bir aksesuar olarak kullanılırken bazen de saça aksesuar yerleştirilir. Toplumdan topluma her dönem değişkenlik gösteren saç o döneme özel şekil almıştır. Yas tutulduğunda kendi haline bırakılır veya kesilir. Bu şekliyle insan ruhundaki tezatlıkları ortaya çıkarır. Kimi zamanlar üzerinde büyüler yapılan saç atılmaz, saklanır.

 

Beden genetiğinin okunduğu nesne olan saç bedende kullanılan maddeleri içinde barındırır. Bazen çiçeklerle süslenilen saç, çiçeklere benzetilerek ödüllendirilirken bazen de biçimsiz kesilerek cezalandırılır. Değerli madenlere, kumaşlara, altına, güzelliği ile sırmaya, ipeğe benzetilen saçın üzerinde masallar, efsaneler üretilir. Mitolojide yılana dönüştürülerek gücü ürkütücü bir hale getirilir. Geçmişten günümüze birçok renk ve biçimleriyle değişiklik gösteren saçın üzerine şiirler ve türküler söylenilmiştir. İnsan yaşamının çeşitli dönemlerinde etkili olan saç, renkleri ve biçimleriyle rüyalara ve deyimlerine konu olarak bir milletin kültürünü yansıtmaktadır.

 

İslam Öncesi Türk devletleri Gök Tanrı inancının yanı sıra birçok inanç biçimlerine inanmışlardır. Bunlardan biri de Şamanizm’dir. Eski Türk devletlerindeki şaman inanışına göre ilk dönem şaman din adamları kadınlardan oluşmaktaydı. Eski Türklerde anaerkil dönemde kadını erkekten üstün kılan şey saçı ve doğurganlığıydı.

Daha sonraki dönemlerde erkek şamanlar kadının gücünü saçlarından aldığını düşünerek saçlarını uzatmış, elbise giyip güçlerini artırmak için giysilerine saçı simgeleyen uzun tüy veya kurdeleler bağlamışlardır.

Eski Türklerde şaman din adamının elbisesi deriden olup uzun ince çizgiler, kurdeleler elbise arkasına dikilirdi. Eski Türk inanışı olan Şamanizm göre uzun saçın büyüsel bir güce sahip olduğuna inanılır ve şamanların saçlarını uzatmaları gerekirdi.

Şaman inancına göre kuşun ruhu temsil ettiğine  inanıldığı için şaman din adamı kuş tipi elbiselerin aksesuarları arasına uzun saçlarını yerleştirirlerdi.

 

Bilinen ilk Türk devleti olan Hunlardan günümüze gelebilen insanı tasvir eden herhangi bir kabartma veya heykel suretleri bulunmadığı için Hunlara ait saç olgusuna Çin yıllıklarında rastlamaktayız. Çin yıllıklarında Hunların saçlarını bazen kısa kestikleri, bazı Hun boylarının saçlarının ise kıvırcık olduğu, saçlarını tepeden ördükleri anlatılırken, İç Asya’dan Doğu Avrupa’ya gelen Hun erkeklerinin saçlarının uzun olduğu bildirilmektedir.

 

545-555 yılları arasında Avrupa Hunları kendilerine has Hun tarzı adı verilen bir saç sitili oluşturduklarını ve bu saç sitilinin Avarlar, Bulgarlar ve hatta Çinlilerinde kullandığını Bizans tarihçisi Prokopios eserinde yazmaktadır.

Heykel ve kabartmalarda Türklere ait saç olgusuna VIII-IX. yıllarına Altay Sayan Dağlarında yaşayan Göktürkler’den kalma Taş Baba heykellerinde rastlamaktayız.

Erkekleri tasvir eden Taş Baba heykellerinin bazılarında saçlar tek ve kalın bir örgü şeklinde olurken bazı heykel suretlerinde de saçların şakak ve kulaklara kadar kesilerek serbest bırakıldığı ve geri kalan saçlarında tepede toplayarak boynuz şeklindeki bir tokayla bağladıkları görülür.

Bronz çağına ait dönemlerdeki heykellerin yüzünden anlaşıldığına göre erken dönem Altay Sayan Dağlarında yaşayan Türkler saçlarına çeşitli biçimler vermek suretiyle kötü ruhları korkutarak savaşı kazanacaklarına inanmışlardır.

 

 

Uygurlarda ister erkek olsun ister kadın uzun ve gür saçlar Uygur halkının güzellik sembolü olmuştur. Uygur kızları önceleri saçlarını uzatarak onu tanelere ayırarak örerlerdi. Ancak zamanla bu adetler belli bir kurala dönüşerek biçimlerine ve saç örgü sayılarına göre bir anlam kazanmıştır.

 

Diğer yazılarımızı okumak için tıklayınız.

 

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
2
Tags:
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Mert
Mert
6 ay önce

Merhaba, acaba bahsettiginiz kaynaklar nelerdir?